Soydan ve Sevim

Soydan ve Sevim’in Eski Erdek Anıları

Soydan ve Sevim Soydan ve Sevim

Soydan ve Sevim

20 Şubat 1927′de, İstanbul’da doğup, altı aylıkken ilçemize yerleşen Burhan Soydan, eski Erdek’i en iyi bilenlerin başlarında geliyor.

1926 yılında, mübadele (karşılıklı göç) yoluyla Selanik’ten ülkemize gelip, Erdek’e yerleşen bir ailenin çocuğu olan Soydan’ın babası, ilçemizde “Vodinali Mehmet Bey” diye tanınıyor.

Çocukluk yıllarının Erdek’inin, kurtuluş yıllarının ardından yanmış, yıkılmış, yokluklar içinde olduğuna dikkati çeken Soydan, o dönemi şöyle dile getiriyor:

“Muhacirler, yerleştikleri Erdek’e henüz alışamamış, Girit’ten gelenler Türkçe bilmiyor. Belediye, güçsüz. İşgal günlerinin yaraları hâlen kanıyor. Bugünkü orta çarşımızdan, İlçe Jandarma Komutanlığının bulunduğu alana kadar hiç yapı yok. Öyle ki, okulumuza bile zaman zaman ortaya çıkan sel baskınları nedeniyle güçlükle giderdik. Yine eski yıllarda Rumlar’ın da, Türkler’in geleneksel Hıdrellez eğlencelerine uyarak, bağ ve bahçelere çıktığını anımsıyorum.”

Eski Erdek’in geçim kaynaklarının çok ve çeşitli olduğunun özellikle altını çiziyor, Burhan Soydan.

Halkın neredeyse yüzde yetmişinin ipekböceği yetiştirip, bu amaçla bol dut ağacına sahip olduğunu vurguluyor. Yine, eski Erdek’te, 1920′li yıllarda şarapçılığın da çok geliştiğini anlatan Soydan, “Akhisar’dan, İzmir’den develerle Erdek’e gelenler, söğüt ağacından örülmüş küfeleriyle getirdikleri şaraplık üzümleri, develerine yükleyerek götürürlerdi” diyor.

Soydan ve Sevim erdek anıları Soydan ve Sevim

Soydan ve Sevim Erdek Anıları

O yıllarda tarımın çok geliştiği ilçemizde yetiştirilen kayısı ve karpuzların, Çuğra mevkii sahillerinde, motorlara yüklenerek, satılmak üzere İstanbul’a götürüldüğünü anımsayan Burhan Soydan, “Sahil, sığ olup, iskele de bulunmadığından motorlar, kıyıya yanaşamazdı. Bu nedenle dökmece kayısılar ve karpuzlar, bu motorlara kalaslarla taşınırdı” diye anlatıyor.

Soydan ve Sevim Erdek Anısı Soydan ve Sevim

Soydan-ve-Sevim-Erdek-Anısı

Yine o dönemde, ilçemizin zeytincilik ve balıkçılık açısından da çok zengin bulunduğuna dikkati çeken Soydan, şöyle anlatıyor:
“Balık o kadar boldu ki, balıkçılar, çoğu kez halkın ücretsiz yararlanması amacıyla ellerinde kalan balıkları, kürek kürek sahile dökerler, tellâlın yaptığı anonsu duyan halk, sahile koşarak, kovalarla balıkları kapışırdı. O yıllarda, Fehmi Ertek ve İsmail Kulalı, bol miktarda sardalya, kolyoz ve koloridya tuzlayarak, satardı. Balık konservesi yapan iki fabrika vardı. Rasim Bütün de, ilçenin önemli balıkçılarındandı. Karides de çok boldu. Yunanistan’dan, İlhan Köy’e karides almak için gelirlerdi. Hiç unutmuyorum, Rumlardan biri bize, ‘Karides, denizin yaylasıdır. Balıklar, onlardan beslenir. Eğer karidesiniz biterse, balıklarınız da tükenir’ demişti. Ama biz, karidesi bilinçsiz bir şekilde tüketince, bugün Erdek Körfezi’nin geldiği durum da ortada.”
O dönemde, Rumca “ateş” anlamına gelen “Fatya” bölgesinin de, Erdek için önemli bir balıkçılık merkezi olduğuna işaret eden Burhan Soydan, sonraki yıllarda tarımın hemen hemen ortadan kalkmasını, halkın tembelliğine bağlıyor.

Adalet Partili Belediye Başkanları Memduh Arslan ve Ali Haydar Sarı dönemlerinde CHP’den Erdek Belediye Meclis Üyeliği görevinde de bulunan Burhan Soydan, bir dönem, o zamanla ünlü olan Hatay yarışları için Arap atı yetiştirmesine karşın pek müşteri bulamadığını da vurgularken, ilçemizde, yeni turistik tesis yapımı için yer kalmadığını sözlerine ekliyor.