Reşit Mazhar Ertüzün
Kendisini Erdek Arkeolojisine Adayan Kaymakam
1917 yılında, İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğup, 01.08.2010 tarihinde Ankara’da yaşamını yitiren Reşit Mazhar Ertüzün, Erdek’in tarihi ve arkeolojisine kendini adayan isimlerin başında yer alıyor.
26.04.1946-02.10.1949 tarihleri arasında, 28 yaşında Erdek Kaymakamlığını üstlenen Ertüzün, ilçemizin arkeolojisine nasıl ilgi duymaya başladığını, şöyle anlatıyor:
“1946 yılında, Erdek Kaymakamı olarak göreve başladığım günlerde, Bandırma’ya giden şosenin göz alıcı beyazlığına şaşırarak, nedenini sormuştum. ‘Belkıs’ın mermerleri ile yapılmıştır da ondan’ demişlerdi. Belkıs, eski Kyzikos kentiydi. Yolun kıyısında bulunması nedeniyle alınıp kullanılıveren taşlar da, bu kentin canım binalarından sökülüp, kırılan işlemeli mermerler, sütunlar, heykellerdi. Bir zamanlar dünyanın hârikaları arasında sayılan Hadrianus Tapınağı’nın içinde açılmış durumdaki kapkara çukura gelince, bunun ne olduğunu sormaya bile gerek yoktu. Besbelli ki, bir kireç ocağıydı. O eşsiz anıtı, yüzyıllar boyunca yiyip bitiren bir yara, bir kanserdi.
Değersiz yapılara sıva olmadan önce kurtarıp, derlemeye çalıştığım yapıtları, Erdek’te kurduğum açık müzeye yerleştirirken, bu didinmelerime kendince acıyan ve Hadrianus Tapınağı’ndaki kireç ocağını işletenlerden biri, “Günün birinde,bir kaymakamın, bu taşları toplamaya kalkışacağını nereden bilecektim? Ocakta öyle heykeller yaktım ki, çıplak kadınlar, kireç olunca bile hâlâ bana güler, dururlardı’ demişti.”
1940 yılında Mülkiye Mektebi’ni bitirmesinin ardından Anadolu’nun çeşitli kentlerinde görev üstlendikten sonra Erdek Kaymakamlığı görevine başlayan Ertüzün, ilçenin arkeolojik tarihini ortaya çıkarıp, koruma altına almak için kolları sıvarken, buna paralel olarak hazırladığı yazılı talimatta, şu noktalara dikkati çekmişti:
“Yıkıntılarda, kireç ocakları yakılmayacak. Bandırma şosesine kırma taş elde etmek için heykellerin, binalardaki mermerlerin parçalanması şeklinde gerçekleşen korkunç tahribat önlenecek. Yer üstünde bulunan taşınabilir yapıtlar toplanarak, koruma altına alınmaları için geçici olarak merkez ve köy okullarının en alt katlarında depolanacak. Yeni bir tahribata olanak tanımamak amacıyla halkta, eski yapıtlara karşı ilgi ve sevgi uyandırılacak. Bu amaçla bir açık hava müzesi kurulacak. Bilimsel araştırmalar ve kazılara uzmanlar da çağrılarak, öncülük yapılacak. Mümkün olursa, bu konuda kitap yazılacak. Okullarda, öğrencilere yerel tarih ve arkeolojiye ilişkin bilgi verilecek. Yöneticilerin yetiştirildiği fakülte ve yüksek okullara, sanat tarihi, arkeoloji ve turizm dallarında dersler konulmasını sağlamak amacıyla önerilerde bulunulacak. İlçede turizmi canlandırmak için pansiyonculuk teşvik edilecek.”
Ertüzün, daha sonra “Eski Eserleri Koruma ve Anıt Yaptırma Demeği”ni de yaşama
geçirmesine paralel olarak, Erdek açık hava arkeoloji müzesini de ilçeye kazandırdı.
Toplam on kitabından üçünü, Erdek’in tarihi ve arkeolojisiyle ilgili olarak halkı bilinçlendirmek amacıyla kaleme aldığının altını çizen Türkiye Arkeologlar Derneği üyesi Reşit Mazhar Ertüzün’ün, Kyzikos, Argonaut’lar, Kharit’ler, Kapıdağ Yarımadası ve çevresindeki adaların tarihi ve arkeolojisi ile ilgili araştırmaları ve yayınları, uluslararası literatürde yer aldı.
Fransızca, “Lamazitoualli” ismiyle yayınlanan öyküleri olup, şairliği ve heykeltıraşlığı da bulunan Ertüzün, klâsik gitar çalmaya da tutku derecesinde bağlıydı.
Kaymakamlık görevlerinin ardından, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde üstlendiği görevden de 1977 yılının sonunda emekliye ayrılarak, 1983′te Erdek’e yerleşen Ertüzün, 30 yıla yakın süre, ilçemizdeki evinde oturdu.
Erdek’e, eski yapıtların ortaya çıkarılıp, korunması, tarih ve arkeoloji bilincinin aşılanması konularında büyük emeği geçen Reşit Mazhar Ertüzün’ün ismi, ilçemizdeki bir caddeye verildi.











