Ocaklar Beldesi’nin, antik çağdan kalan en önemli kalıntısı, Muhla Kalesi’dir. Doğu-batı yönünde uzanan, 200×50 metre boyutunda, dikdörtgene benzeyip, yedisi yarım yuvarlak, biri ise dikdörtgen olmak üzere sekiz burcu bulunan Muhla Kalesi’nin, biçim ve malzeme yapısına göre Ortaçağ’da inşa edildiği belirlenmiştir.
Bugün yalnızca yıkıntıları kalan Muhla Kalesi, ilçemizin beş kilometre kadar kuzeyinde, Ocaklar Beldesi ile Erdek arasındaki verimli ovayı çevreleyen tepelerden birinde bulunmaktadır.
Muhla ismi, kalenin son Rumca ismi olan Moukhlia veya Moukhlies’ten gelmektedir.
Kale, doğu, batı, güney yamaçları dik ve kuzey bölümü arkadaki dağa yaslanan, ovaya egemen bir tepe üzerinde kurulmuştur.
Biçim ve malzemesinden Ortaçağ’da yapıldığı anlaşılan Muhla Kalesi’nin kuzeyde bulunan duvar ve burçları tümüyle yıkılırken, batı ve güney bölümleri ise biraz daha sağlam kalmıştır. İki metre kalınlığındaki duvarları yontulmamış granit taşları, kiremit ve kireçle yapılmış olup, dış yüzleri düzgün şekilde işlenmiştir.
Kalenin, yedisi yarım yuvarlak ve kuzey köşedeki biri dikdörtgen olmak üzere sekiz burcu bulunmaktadır. Güneyde bulunan üç küçük yuvarlak burçtan en batıda bulunanında, burç nedeniyle kale duvarı arasındaki bir giriş yeri seçilmektedir. Bunun üstü ise kubbelidir. Güneybatı kulesi de, kalıntının en iyi korunmuş yerlerinden birini oluşturmaktadır.
Kalenin içinde, güneydoğu köşesine yakın bir yerde, 10x5x8 metre boyutunda, dikdörtgenler prizması şeklinde bir sarnıç bulunur. Kireç ve granit taşı ile örülen sarnıç duvarlarının yüzlerine iki santimetre kalınlığında horasandan bir sıva çekilmiştir.










